DİKSİYON ALIŞTIRMALARINDAN ÖRNEKLER

Dil tembelliğini önleyen, Türkçemizi güzel ve düzgün konuşmayı sağlayan diksiyon alıştırmalarından en çok sevdiklerimi ve kullandıklarımı paylaşmak istiyorum:

  1. Ocak kıvılcımlandırıcılarından mısın, kapı gıcırdatıcılarından mısın? Ne ocak kıvılcımlandırıcılarındanım, ne kapı gıcırdatıcılarındanım.
  2. Cahit Halep’e gidecekti, bir deste kaşık alacaktı, ucunu alacalatacaktı. bilmem aldı alacalattı, bilmem aldı alacalatacak.
  3. Çal çene çalgıcı çingene çarşıda çerçi cincinin çaldığı üç çift çerçeveyi camcı Celalettin’e önce çıtalattı da mı çiviletti, önce çivilettide mi çıtalattı?
  4. Vırvırcı Vedia ile vıdıvıdıcı Veli, velinimeti vatman Vahit’e vilayette veda edip Vefa’ya doğru vaveylasız, velevasız velespitle volta vururlarken voleybolcu Vatran, virtüöz Vicdani ve Viranşehirli vatansever, viyolonselist Vecibe ile karşılaştılar.
  5. Babaeskili babacan Bahri Beberuhi Bedri ile bıyıksız bıçkıcı bıngıldak Bigalı bikes Bahri’nin Bigadiç’teki bonbon banmarşesine varmışlar, oradakilerin yüzlerine bön bön bakarak, büyülü büyük buhurdanlığı buğulu buğulu boşaltıp bomboş bırakmışlar, sonra da Bodrum’da gözden kaybolmuşlar.
  6. Issız Sivrihisar’ın sarsıntısız şosesi üstünde zırıltısız sızıltısız bir yaz köşesi seçip sazsız, cazsız ve susuz, içkisiz sırf sosisonla işsiz bir yaz sürmek isteyişimizin sırrını sezişinize serzenişsizce sustum.
  7. Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, ortada boş su şişesi.
  8. Şemsi Paşa Pasajı’nda üç tas has kayısı hoşafı…
  9. Şu şosenin, serili serseri resimleri şasisinin şoşonsuz taşımasına şaşarsınız da, şosenin sansarlaşmış suratlı dişsiz şaşı anası onun şu son şansına şaşmaz mı sanırsınız?
  10. Şu dağda beş boş eşek, beşi de bez yüklü besili beş boz eşek.
  11. Elalem bir ala dana aldı, ala danalandı da; biz bir ala dana alıp ala danalanamadık.
  12. İnim inim inleyen ibiliklerin, ibibiklerin ibiklerini ibrişimli iplikle ipil ipil istifleyen İskilli İskilipli’nin işliğinde toplandık.
  13. Mehmet’in mercan tesbihini imamelemeli mi, imamelememeli mi?
  14. Eller bazlamalandı da biz bazlamalanamadık.
  15. Taşlı tarladaki terasta talaşlar tutuşunca başlayan telaş, talaşların tamamıyla ve büsbütün tutuşmasıyla artmış. Tutuşan talaşları görüp tellaklar telaş ettikçe talaşlar tutuşmuş, talaşlar tutuştukça tellaklar telaş etmiş ve terasın trabzanına tutunmuş bakan Trabzonlu teşrifatçı titiz Tahsin Tevfik, talaşlar tutuştukça telaş eden tellaklara boşuna telaş ediyorsunuz, demiş.
  16. Nobran Nadir’in Nallıhan’da naneruhu, nalın, narenciye, nergis alıp sattığı, namlı Nesrin’e de nazikâne nazım, nesir, nesep, nesiç, nemelâzımcılık, nezaket, nikelâj, nüans, nümayiş, nukut, noel, nöbet şekeri üzerine nutuk attığı söyleniyor.
  17. Zonguldaklı Zaloğlu Zöhre’nin kızı Zuhâl, zibidi Zeki’yi ziyafette zil zurna görünce zıvanadan çıkmış. Beri bak zibidi zeki, demiş: Sen zevç değil, zahiren zahireci, zalim, zevzek, zikzaklı, züğürt, züppe, zırtapozun ve de zerzevatın, zırzopun tekisin!
  18. Dombaylı dümbül düdük dümbelekçi düdükçünün debdebe delisi dadaylı dedikoducu didaktik dedesi Dodurgalı didikçi dudu dadısı ile dudaksıllaştırmadıkları için durup dinlenmeden dadadididödödududüdüdododıdı dedi durdu.
  19. Bir tarlaya kemeken ekmişler. İki kürkü yırtık, kel, kör kirpi dadanmış; biri erkek kürkü yırtık kel kör kirpi, öteki dişi kürkü yırtık, kel kör kirpi. Kürkü yırtık erkek kel, kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürküne, kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin kürküne eklemişler.
  20. Karaburunlu kabadayı Kadir, kafakâğıdını Kadirlili kadir bilmez kapkaççı Kasım’la, Kahire’deki Kalecikliler kahvehanesinde kalamarla kafuru satan kaparozcu Kuzguncuklu Kozmonot Kâzım’a kaptırmış.
  21. Karakış karlıdağı karla kavururken, kaşı kırkık kırk kulaklı Kasım, kırk kırık küp ve kırkık kırk kuzu ile tokmaklı Kırkız Kalesi kapısında karkasının gerilerini kızgın kargılarla dağladı.
  22. Kara kazın kısa kayışını kasışına kızmayışına şaşmışsın da, kuru kazın kazışıp kayışı kazısına şaşmış kalmışsın.
  23. Kırıkhan’daki kırıkçı kırçıl Kıvanç’ın kırgın kırıkçısı, kırmızı kırda kıkır kıkır kıkırdayarak Kırımlı kıkırdakçının kızıl kırlangıçlarını besliyormuş.
  24. Batı tepede tahta depo dibinde beytufet eden putlu dede tekkesinden matrut bitli Vedat, dar derede tatlı duttan dürülü pide yutup pösteki dide dide dört ayda dört türlü derde tutuldu.
  25. Şu karşıda bir dal, dalda bir kartal; dal sarkar, kartal kalkar; kartal kalkar, dal sarkar. Dal kalkar, kartal sarkar, kantar tartar.
  26. Sizin damda var beş boz başlı beş boz ördek, bizim damda var beş boz başlı beş boz ördek. Sizin damdaki beş boz başlı beş boz ördek, bizim damdaki beş boz başlı beş boz ördeğe, “siz de bizcileyin beş boz başlı beş boz ördek misiniz”, demiş.

ANNE, BABA, KARDEŞLER VE SOYİSMİMİZ

aile

Arkadakiler soldan sağa abla, anne, ben, baba. Öndeki erkek kardeş. (Ekim 2007, Urfa’da bir sıra gecesi)

İnşaat mühendisi bir babanın ve eczacı bir annenin dört çocuğundan üçüncüsüyüm. İki ablam ve bir küçük erkek kardeşim bulunmaktadır. Hepsi de benim gibi yüksek öğrenim görmüş kişilerdir. Büyük ablam benden altı yaş büyük olup tıp eğitimi almıştır. Çocuk doktoru olarak mesleğinde kendini yetiştirmiştir. Küçük ablamla yaş farkımız beş olup onun da mesleği doktorluktur ve nöroloji dalında kendisini göstermektedir. Erkek kardeşimse benden bir yaş küçük olup elektronik ve haberleşme mühendisliği eğitimi almıştır ve kendine uygun bir işte çalışmaktadır.

Annem uzun yıllar süren devletteki eczacılık görevinden emekli olmuş, kendi özel eczanesini açmıştır ve halen çalıştıragelmektedir. Babam yıllarca sürmüş serbest işlerinden sonra en son durağı devlet olmuş, ordan da emekliliğe ayrılmıştır. Halen şantiyelerde mühendisliğini yapmaktadır.

Babam, her zaman başarılarıyla övünür ve döneminde farklı biçimlerde 3 defa Türkiye birincisi olduğunu dile getirir. Kendisi aynı zamanda Türkiye’de belirli elemeler sonucu çok az kişinin olabildiği “yetkin” inşaat mühendisidir. Zamanında edebiyat ve yazmakla yakından ilgilenmiştir. Çok sayıda yayınlanmış makaleleri ve şiirleri vardır. Annemse baskın bir karakter olup etkin ve konuşkan bir kadındır. Mesleği olan eczacılığı iyi bilir ve iş disiplini tamdır.

Soyismimiz olan “SiVASLI”nın öyküsünü de anlatmak isterim: Aslen Erzurum, Hasankaleliyiz. 1.Dünya Savaşı’nda Erzurum ve çevresi Ruslar tarafından işgal edilince atalarımız Sivas’a göçmek zorunda kalmışlar. İşgal bitene kadar Sivas’ta yaşamışlar ve Erzurum kurtarılınca eski yurtlarına dönmüşler. İlgili yasa(1934) çıkınca da büyüklerimiz soyumuza Sivas’taki geçmişimizden dolayı “SiVASLI” soyismini uygun görmüşler. Bununla birlikte ilginç bir raslantı olarak kardeşlerim ve ben Sivas’ta doğduk ve çocukluğumuz Sivas’ta geçti. Bu yüzden her zaman Sivas’la bir toprak ve gönül bağım olmuştur. Sivas’ı hep güzel anılarla hatırlarım…

Kardeşlerim, anne ve babam Türkiye’nin çeşitli kentlerinde hayatlarını sürdürmektedirler. Altı kişilik büyük ve kalabalık bir birlikteliğiz. Nice güzel günlere…