İnsanlığın Önderi/SADECE BiR TEK ALLAHA GÜVENENLERiN ÖNDERi – AdamULLAH-AdemULLAH{SADECE ALLAHIN Adamı}/HerifULLAH(UYARAN-KORKUTAN/MÜJDELEYEN/ ALLAHA ÇAĞIRAN, DUYURAN❗) ATASiVASLI – HAZRETi SiVASLI (Hz.SiVASLI) – Bir Tek ALLAHIN Arkadaşlarından/ ALLAHIN Ahbaplarından {ArkadaşULLAH/ AhbabULLAH} [arkadaşım-markadaşım FALAN YOK!dostum-mostum FALAN YOK! Arkadaşım,ALLAH! Dostum,ALLAH!] – ALLAHIN DOSTU ÖNDER(a.s.) EMRE [trol-mrol FALAN DEĞİLİM! seçilmiş/meçilmiş FALAN DEĞİLİM❗peygamber/meygamber FALAN DEĞİLİM❗İNSANIM SADECE❗mehdi-muhdi FALAN DEĞİLİM❗mesih-musih FALAN DEĞİLİM❗İNSANIM SADECE❗] – Gigastar Siva – YENi SANAT GÜNEŞi("Fikirleri SANAT, yayar!") – ÇAĞIN FiLOZOFU(SiVASLI ÇAĞI){HAYAT FELSEFEM;AHİRET İÇİN GÜZEL İŞLER,ALLAH HOŞNUTLUĞU için!/Ahiretçe GÜZELLİKLER…} – Sivaslıcılık(Sivaslizm)[Önderizm]{Emrevilik}: "Sözler, Sözcükler, Satırlar, Söylemler. Yepyeni, Verimli, Sürekli." {19 yaşına kadar(2002) DİNSİZKEN, "Kur'an-ı Kerim'in Şifresi"(Dr.Ömer ÇELAKIL) kitabının yayınlanmasıyla "TÜRKÇE KURAN" okuyarak dindarlaşmaya başladım… VE 2005'TE DE ALLAHA adandım, ALLAHA adadım kendimi: RABBİMİZ/EFENDİMİZ ALLAHTIR!} "O TEK TANRI için herşey!" Tek kelimeyle TEKiLCE/BiRCE… 𝓝𝙀alevi𝓝𝙀sünni❗İkisi de DEĞİLİM❗Sülalemdeki-ecdadımdaki-AMkaradaki BiR TEK müslüman, BiR TEK inanan/GÜVENEN❗ [Hesaplamalarıma göre ülkede(Türkiye'de) EN ÇOK(MAKSİMUM) 2-3 müslümandanım…] YAPAYALNIZ/GARİBAN bir müslümanım… KIYAMETE KADAR KİN VE NEFRET VAR! Putatapanlardan kaçarım. Yoksayanlarla görüşmem. deist-meist DEĞİLİM! ateist-mateist DEĞİLİM! İSLAMCIYIM:Barıştırmacıyım! YARATICININ dinindenim.YARATANIN dinindenim.TANRININ dinindenim.ALLAHIN dinindenim.💯HERŞEYİ ALLAH AYARLAR!💯
Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:
Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:
Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:
Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:
Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:
2002 yılında(19 yaşındayken) “Kuran-ı Kerim’in Şifresi” kitabının yayınlanmasıyla dinimiz İslam’a ve kutsal kitabına özel bir ilgi duymaya başladım. Bunun üzerine ilahi kitabın Türkçesini ve anlamını çeşitli kaynaklardan araştırarak öğrenegeldim ve algılayışım arttı. Ayrıca kitabın en önemli, açık anlamlarının yanında,indirilmesinden sonra ortaya çıkarılmış, kitabın Allah’tan geldiğini ispatlayan, yüzlerce gizemli, olağanüstü, bulunmuş bilgilerin varlığına eriştim. Bunlardan ilk aklıma gelenler, kısaca Kuran’daki(Okunan) kelime yineleme sayılarındaki ilişkiler ve 19 göstergesidir(19 mucizesi). İşte bunun gibi kanıtlarla bilimsel olarak tek Allah’ın varlığına tanık oldum ve kitapta çokça anlatılan ahiret gerçeklerini ve dinimizi özümsemeye kendimi adadım.
2008’de kitabın emrettiği bir aylık Ramazan orucunu ilk defa tam tutmaya niyetlendim. Daha önce çocukluğumda sadece 1-2 günlük tuttuğum orucu hayatımın içine kattım ve düzgün bir biçimde 30 gün olarak ramazan orucunu tamamladım. Gene aynı yıl(2008) evimde kitabın emri namazı(salat) kılmalara ve namazın yararlarını araştırmaya başladım. Sonuç olarak namazın bizim bedenimiz ve beynimiz için Allah’ça emredilen bir gereksinim olduğu ve Allah’ın bizim namazımız da dahil hiçbir şeye gereksinmeyeceği yargısına vardım. Gene 2008’de aylık kazancımın az bir niceliğini “zekat-sadaka-bağış” olarak hayır kurumlarına harcamaya başladım. Bu ibadetlerle(tapınmalarla), özellikle namazdaki secde(yere kapanma) hareketiyle birlikte Allah’a yaklaştım. Gene 2008’de suyun arındırıcı ve iyileştirici gücünü öğrendim, kavradım ve 2-3 litrelik günlük su içimini programıma ekledim. İşte Ağustos 2008’de bunları yinelerken(namaz, secde, oruç, zekat, su…vb.) Allah’ın tekliğini düşündüğüm bir secde anında Allah’ın güzel isimlerinden ilk olarak “BiLEN(Alim)” ismi, Türkçe ve tekil olarak birden beynimde canlandı. Ardından “gören, duyan, seven, sayan, veren…vb.” Allah’ın diğer isimlerinin de böyle türetilebileceği fikri oluştu. Hemen ardından tek satıra tek kelimenin düştüğü ve satırların aralarında susların olduğu yeni bir anlatım biçimi kafamda belirdi. Bu yeni anlatım biçiminin ismini(tekilce) ve örneklerini ise uzun bir hazırlıktan sonra 2012’de yazmaya ve oluşturmaya başladım. Tekilcelerin konuları, kelimeleri, felsefesi ve içeriği “Allah, tektir.” ilkesi üzerine temellenmektedir. Biriktirdiğim ve çoğunu insanlarla paylaştığım yüzlerce tekilce bulunmaktadır.
Yıllar süren bu aşamalardan sonra tanık oldum ki Allah’tan başka tanrı yok. Öldükten sonra diriltileceğimiz ve yargılanacağımız dinin gününe odaklandım. Dünya hayatımızda ahiret için dinimizin emirlerini uygulamaktayım. İnancımın gereği olarak Allah’ın kabul etmesini dilediğim güzel işlere, davranışlara, sözlere yönelmekteyim, bunları sürdürmekteyim…
Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:
Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:
Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:
Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:
Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:
Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:
Bağlama, yüzyıllarca süren bir geçmişten gelmektedir. Türkler’in yaşadığı bütün coğrafyaların en bilinen geleneksel müzik çalgısıdır. Genelde Anadolu insanlarını betimler ve Anadolu’dan izler taşır. Tarih boyunca yaşamlarımıza ayna tutmuştur. Bizi anlatmıştır. Sevinçlerimize, hüzünlerimize, gülmelerimize, ağlamalarımıza, susmalarımaza, bağırmalarımıza eşlik etmiş, türkülerimize tanıklık etmiştir.
Pek çok türü bulunmaktadır. Bunları şöyle listeleyebiliriz:
Cura (en küçük boy bağlama)
Çöğür (kısa kol bağlama)
Kısa saplı bağlama
Tanbura (uzun kol bağlama)
Divan sazı (büyük boy bağlama)
Meydan sazı (en büyük boy bağlama)
En çok çalınan türü kısa saplı bağlamadır. Yıllardır bu türle ilgim ve çalmamdan dolayı bilgilerimi paylaşmak isterim. 7 tellidir. Üstte ve ortada ikili, altta üçlü halde teller birlikte bulunur, vurulur, çalınır. Üst ve alt tellerde “bamteli” denen diğer tellere kıyasla daha kalın teller vardır. Kısa saplı bağlama, klasik düzeniyle (la, sol, re) ayarlandığında yaklaşık 1,5 oktav genişliğinde ses aralığına sahiptir. Genelde sapın üst kısmını ve tüm telleri kullanarak çalınması idealdir. Çoğunlukla solo çalgısı olarak kullanılırken akorlar basılarak ritmik eserler de yapılabilmektedir. Tutuş olarak bedene yapışık çalınırken sapı tutan elin boşluksuz ve sahiplenir gibi desteklenmesi sesin doğru ve net çıkması için koşullardan birkaçıdır. Mızraba vuran el rahat olmalı, bilekten bükülmelidir. Geleneksel çalım tarzında “vurdurma” ve “çektirme” denilen(gitarda “legato” denir) süsleme teknikleri çok yaygın olarak kullanılırken pek onaylamadığım ve gereksiz bulduğum tekniklerdir. Bence bu çalgı dünyada gerçek yerini bulması için süslemesiz ve sade çalınmalıdır. Klasik tekniklerden sadece “taktırma” denen(gitarda “sweep” denir) tekniği kendi tarzıma yedirmişimdir ve benimsemişimdir. Genel olarak doğru ve net çalmak ilkemdir.
Bağlamayı elle çalma tekniklerine(sıyırtma, pençe, kapama, saptan çalma) genel olarak “şelpe” denir. Şelpeli çalınan çok güzel türkülerimiz bulunmaktadır. Bu tekniklerden en beğendiklerim sıyırtma, pençe ve kapama teknikleridir.
Elektro gitardan esinlenerek ortaya çıkan elektro bağlama, çokça Ankara havalarıyla anılmaktadır ve çalınmaktadır. Çok sayıda müzik türünde etkin olarak kullanılır. Benim de sonradan sevdiğim ve müziğime kattığım bir çalgıdır.
Yıllardır edindiğim etkileşimler ve denemeler sonucu savım şudur ki bağlama süslemesiz, sade, net ve anlaşılır bir biçimde çalınmalıdır. En güzel eserler, en basit olanlardır. Bağlamayı dünya sazı yapacak ve dünyaya ispatlayacak olan budur. Bunu göstermek ve anlatabilmek için yaptığım müzik çalışmaları bulunmaktadır. İlgili paylaşımlarımın bulunduğu sayfalara bakabilir, ürettiğim müzikleri dinleyebilirsiniz:
Ağustos 2000’de Musa Eroğlu Müzik Merkezi’nde kursa katılırak bağlamayla(sazla) müzik maceram ciddileşti, büyüdü, pekişti. Yaklaşık iki yıl kursta türküleri çalarak bağlamadaki yetkinliğimi artırdım, yükselttim. Bu arada bir yandan alternatif olarak çok sayıda, çeşitli yabancı ve türkçe metal ve rock müzik topluluklarının müzikleri, albümleri, şarkıları ve sözleriyle ilgilendim, dinledim, bağlamalı çalarak harmanladım ve halen bunu sürdürmekteyim… www.last.fm/tr/user/emresiv adresinden ilgilendiğim müzikleri inceleyebilirsiniz.
Bütün bu etkileşimlerin sonucu her şey gibi müziğin de sadelik ve basitlik üzerine temellenmesi gerektiği yargısına vardım. Yılların denemeleri sonucu bağlamanın klasik türkü çalma tarzından farklı olarak süslemesiz, net, sade, yalın olarak çalınmasını benimsedim. Böylece bu çalgının dünyadaki gerçek kıymetini ve yerini bulacağı savındayım…
Bu düşüncemi anlatabilmek için Nisan 2005’te ilk teşebbüsümde bulundum: Metal müzik şarkılarından esinlenerek çeşitleme şeklinde evimde bağlamayla yaptığım kaydımı kendi kişisel sayfamda ( www.emresivasli.net ) insanlarla paylaştım. Bu kaydımı olabildiğince çok insana duyurmaya, dinletmeye çabaladım.
Geri bildirimlerin çoğunda ortak kanı, müziğimin “efkarlı” olduğu, farklı ve özgün bir denemeye imza attığımdı. Bunun üzerine aklımda klasik rock müzik çalgıları (gitar, davul, bas…) ile bağlama veya elektro sazın bir arada bulunduğu, sadece bestelerini çalan bir müzik topluluğu (SiVASLI) fikri canlandı. Bu çalgılar daha önce Türk müzik tarihinde çok defa çeşitli isimlerle bir araya gelmişlerdi. Ancak metal müziğin tınısıyla elektro sazın efektlenerek oluşturulmuş sesinin harmanlandığı bir tür daha önce pek denenmemişti. Oluşturulan genel kanıyla(müziğimin efkarlı olduğu) bu yeni yapmak istediğim müzik türünü “Efkarlı Metal Müzik” olarak isimlendirdim.
Bu toplulukla ilgili yıllarca müzisyen arayışlarım sürdü, aradığım çalgıcıları bulmakta zorlandım ve bir sonuç vermedi. Bunun üzerine tavsiye sonucu bir kayıt stüdyosundan profesyonel yardım alarak istediğim müziğin somut bir örneğini oluşturmaya karar verdim. Yıllar geçerken bir elektro saz, iyi bir amfi ve fx processor (efekt aleti) satın aldım. Kendi söz ve bestelerime yoğunlaştım. Tarzımı daha da basitleştirerek düzenlemeleri eksik olan 100’lerce şarkımı bilgisayarımda yalnız elektro sazlı olarak, yazdığım sözleri de okuyarak kaydettim, biriktirdim ve saklamaktayım…
İlk profesyonel denemem için “Güven” isimli besteme Stüdyo ASC’de Ahmet Özgül’ün düzenlemesiyle Aralık 2012-Ocak 2013 tarihleri arasında profesyonel müzisyenler eşliğinde (gitar, davul, bas, klavye) benim elektro bağlama çalarak ve söyleyerek katıldığım temiz bir kayıt hazırlandı. Ardından Ocak 2013’te youtube ve facebook sayfalarında ( www.fb.com/sivasli.muzik ) bu kaydımı insanlarla paylaştım. Böylece SiVASLI – Efkarlı Metal Müzik Topluluğunun ( www.sivasli.net ) ilk somut örneği ortaya çıktı.
“Efkarlı” kelimesini iki anlamda kullanmaktayım: Birincisi “acı, üzüntü, keder”ken diğeri düşüncenin çoğulu olan “fikirler” anlamıdır. Müziğimin metinsel içeriğinin başat kaynağı ilahi kitap Kuran-ı Kerim(Okunan) olurken konuları çok çeşitli ve geniştir.(bkz: tekilce) Ayrıca kişisel deneyimlerimle de harmanlamaktayım.
Topluluk ismini (SiVASLI) hem soyismimden almakta hem de konuların islami ve dini ağırlıklı olmasıyla ilişkin 1993’teki Sivas olaylarıyla anlamlanmaktadır. Bilinen bir gerçektir ki Sivaslılar çoğunlukla “yobaz” olarak yaftalanırlar. Bununla birlikte Sivas; tarih boyunca bağlamanın(sazın), müziğin, yaratganlığın merkezi olmuş, pek çok üretken müzisyenler, ozanlar, yazarlar, sanatçılar yetiştirmiştir.
İlerde efkarlı metal müziğin dünyada çoğalarak egemenleşmesi, duyulması, dinlenmesi, bağlamanın bir dünya çalgısı olması, türkçenin bir dünya dili olması, İslam’ın halkımızca ve dünyaca doğru algılanması amaçlarımdan birkaçıdır.