KARA PARTi TEK PARTi Biricik PARTi SENiN PARTi BENiM PARTi KÖTÜ PARTi

kBirazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

KARA PARTi

Sıfırlaşmak,

Sıfırlaştırmak,

Özleşmek,

Özleştirmek…

Vuran,

Çarpan,

Yıkan,

Gerçekçi…

Silinmesi

Çürümüşlüğün,

Eskimişliğin…

Özgülenmesi

Tekilliğin,

Allahın.

Kara parti,

Kara partililer,

Yönetken,

Yönlendiren.

Dönemlerce

Başında,

Önünde

Halkın,

Ülkenin.

Sürsün

İşler,

Yapışlar

En güzelinden.

Yıkılması,

Mahvolması

Yalanların,

Yanlışların,

Çürüklerin,

Çürümüşlerin.

Yenilenmesi,

Yapılanması

Sistemin,

Düzenin.

Yönetimi,

Egemenliği

İnancın,

İnananların.

www.karaparti.org.tr

KÜÇÜK PARTi…

BÜYÜK PARTi… DAHA BÜYÜK PARTi… EN BÜYÜK PARTi…

KAP!

KARA PARTi TEK PARTi BiRiCiK PARTi SENiN PARTi BENiM PARTi KÖTÜ PARTi ÇOK PARTi PEK PARTi BOK PARTi YOK PARTi ÇiRKiN PARTi AZ PARTi ÖNDER PARTi MANYAK PARTi GERiZEKALI PARTİ SALAK PARTi APTAL PARTi AHMAK PARTi MAL PARTi KOMiK PARTi SOYTARI PARTi ANGUT PARTi ACAYiP PARTi TUHAF PARTi GARiP PARTi DEĞiŞiK PARTi KAFAYI YEMiŞ PARTi KAFASIZ PARTi ANORMAL PARTi NORMAL PARTi HARBi PARTi ÖTEKi PARTi HASTA PARTi ENTERESAN PARTi iLGiNÇ PARTi SIYRIK PARTi KAÇIK PARTi MORON PARTi KATiL PARTi HIRSIZ PARTi KALLEŞ PARTi ÇÖP PARTi MECZUP PARTi SAKAT PARTi ÖZÜRLÜ PARTi SAĞLAM PARTi AYRIK PARTi KOPUK PARTi UCUBE PARTi ÇATLAK PARTi PATLAK PARTi OYNAK PARTi TIRLIK PARTi FITTIRIK PARTi YARATIK PARTi DELi PARTi ZAVALLI PARTi EZiK PARTi TOP PARTi iBNE PARTi HOMO PARTi CİNSİ BOZUK PARTi TİPSİZ PARTi SAÇMA SAPAN PARTi ABUK SUBUK PARTi SAÇMALAMA PARTi DALGACI PARTi ALAYCI PARTi GÜLÜNÇ PARTi KİN PARTi NEFRET PARTi HASSİKTİR PARTi PİSLİK PARTi İTOĞLUİT PARTİ YALNIZ PARTi SIRADAN PARTi ALELADE PARTi BAĞRI YIRTILMAMIŞ PARTi SESSİZ PARTi HAHAHA PARTi HOHOHO PARTi HİHİHİ PARTi AJDAR PARTi ABSÜRT PARTi SAF PARTi SAFTORiK PARTi ARABESK PARTi RAHATSIZ PARTi MATRAK PARTi ALLAHIN DELiSi PARTi AŞAĞILIK PARTi DELi SOYKA PARTi OTiSTiK PARTi SPASTiK PARTi PALYAÇO PARTi ZINDIK PARTi PISIRIK PARTi KORKAK PARTi ASOSYAL PARTi ANTiSOSYAL PARTi iÇEKAPANIK PARTi KAÇINIK PARTi ÇEKİNGEN PARTi UTANGAÇ PARTi AĞLAK PARTi AŞIK PARTi İÇEDÖNÜK PARTi OROSPU PARTi OROSPUÇOCUĞU PARTi PEZEVENK PARTi FAHiŞE PARTi YABANCI PARTi ECNEBi PARTi KIRIK PARTi TAHTASI EKSiK PARTi SUSKUN PARTi KONUŞMAZ PARTi YAPAN PARTi ÜRETEN PARTi YARATGAN PARTi SAPIK PARTi EMBESiL PARTi BEYiNSiZ PARTi PSiKOLOJiK PARTi HUZURSUZ PARTi BEZGiN PARTi BEZMiŞ PARTİ BOKTAN PARTi SOKUK PARTi SiKiK PARTi ALÇAK PARTi MEMUR PARTi AMiR PARTi MÜDÜR PARTi BAŞ PARTi BAŞKAN PARTi REiS PARTi SABIR PARTi SABREDEN PARTi SABIRLI PARTi DiREN PARTi DiRENGEN PARTi LAĞIM PARTi BERBAT PARTi SATANiST PARTi TAMSATANiST PARTi ŞEYTANi PARTi MANKAFA PARTi YIKIK PARTi KURT PARTi KART PARTi ÖLÜM PARTi ÖLÜK PARTi SiKTiRGiT PARTi GAVAT PARTi ÜRKEK PARTi TIRSIK PARTi SENiNAMINAKORUM PARTi SiKERiM PARTi GARiBAN PARTi KÜFÜR PARTi

ORTAKLANIŞI

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

ORTAKLANIŞI

Büyüğüdür

Yazıkların

Ortaklanışı

Allahın.

Tekildir

Allahım.

Yoktur

Ortakları.

Dışkıdır

Ortaklayanlar.

İnanmazlar

Tanrıya,

Sonrasına

Dünyanın.

Paylaştırırlar

Yaratanlığı.

Büyüğüdür

Yazıkların

Ortaklanışı

Allahın.

Tekildir

Allahım.

Yoktur

Ortakları.

Ulaşıyım

İnanmışlara

Tanrıya,

Güne,

Saate,

Cezaya,

Ödüle.

TANIKLAR

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

TANIKLAR

Tanıklardır

Kulaklar,

Gözler,

Deriler

Gününde

Diriltmenin,

Toplamanın,

Yargılamanın.

Olduk,

Oldum

Tanık:

Yok

Başkası

Yaratan

Allahtan.

Anlatırlar

Her şeyi

Ayrıntılı,

Bilinçli.

Gizlenemez

Gerçekler.

Bilinir

Allahça.

Olduk,

Oldum

Tanık:

Yok

Başkası

Yaratan

Allahtan.

SAYAN

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

SAYAN

Sayan,

Sayılan

Sayılarla,

Sayısalca

İyisiyle,

Kötüsüyle,

Artısıyla,

Eksisiyle,

Çoğuyla,

Azıyla

Noktalı,

Virgüllü

Tamdır,

Kesindir,

Yazar,

Kaydeder.

Sayarlar.

On lirayı,

Bir kuruşu.

Küçücükler,

Minicikler,

Daracıklar.

Sıfırdandır

Oluşum.

Sıfıradır

Çoğaltım.

Tamdır,

Kesindir,

Yazar,

Kaydeder.

SAHiBiM

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

SAHiBiM

Şaşırtan,

Afallatan,

Ulaştıran,

Uzlaştıran,

Yendiren,

Yenildiren

Programlıdır,

Allahtır.

Sahibim!

Hep

Cillop,

Tertemiz,

Benzersiz.

Tanrımız

Büyük.

Çok!

Üstünlük,

Yükseklik,

Saygınlık,

Büyüklük,

Öncelik,

Sonralık

Allahındır.

Sahibim!

Hep

Cillop,

Tertemiz,

Benzersiz.

Tanrımız

Büyük.

Çok!

YAZILMIŞ

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

YAZILMIŞ

Dini

Özetleyen

İkili:

Tekillemeyle

Dirilme.

Çoğu

İnanmaz,

Çoğu

Yalanlar,

Çoğu

Çevirir

Yüzünü,

Sırtını.

Yazılmış,

Çizilmiş

Gerçekçe,

Bilimselce.

Yok

Başkası

Yaratan

Allahtan.

Kulakları

Ağırlıklı.

Kalpleri

Damgalı.

Gözleri

Perdeli.

Cezalanır

Cezalıklar.

Yazılmış,

Çizilmiş

Gerçekçe,

Bilimselce.

“TEKİLCE” FİKRİ NASIL DOĞDU?

2002 yılında(19 yaşındayken) “Kuran-ı Kerim’in Şifresi” kitabının yayınlanmasıyla dinimiz İslam’a ve kutsal kitabına özel bir ilgi duymaya başladım. Bunun üzerine ilahi kitabın Türkçesini ve anlamını çeşitli kaynaklardan araştırarak öğrenegeldim ve algılayışım arttı. Ayrıca kitabın en önemli, açık anlamlarının yanında,indirilmesinden sonra ortaya çıkarılmış, kitabın Allah’tan geldiğini ispatlayan, yüzlerce gizemli, olağanüstü, bulunmuş bilgilerin varlığına eriştim. Bunlardan ilk aklıma gelenler, kısaca Kuran’daki(Okunan) kelime yineleme sayılarındaki ilişkiler ve 19 göstergesidir(19 mucizesi). İşte bunun gibi kanıtlarla bilimsel olarak tek Allah’ın varlığına tanık oldum ve kitapta çokça anlatılan ahiret gerçeklerini ve dinimizi özümsemeye kendimi adadım.

22008’de kitabın emrettiği bir aylık Ramazan orucunu ilk defa tam tutmaya niyetlendim. Daha önce çocukluğumda sadece 1-2 günlük tuttuğum orucu hayatımın içine kattım ve düzgün bir biçimde 30 gün olarak ramazan orucunu tamamladım. Gene aynı yıl(2008) evimde kitabın emri namazı(salat) kılmalara ve namazın yararlarını araştırmaya başladım. Sonuç olarak namazın bizim bedenimiz ve beynimiz için Allah’ça emredilen bir gereksinim olduğu ve Allah’ın bizim namazımız da dahil hiçbir şeye gereksinmeyeceği yargısına vardım. Gene 2008’de aylık kazancımın az bir niceliğini “zekat-sadaka-bağış” olarak hayır kurumlarına harcamaya başladım. Bu ibadetlerle(tapınmalarla), özellikle namazdaki secde(yere kapanma) hareketiyle birlikte Allah’a yaklaştım. Gene 2008’de suyun arındırıcı ve iyileştirici gücünü öğrendim, kavradım ve 2-3 litrelik günlük su içimini programıma ekledim. İşte Ağustos 2008’de bunları yinelerken(namaz, secde, oruç, zekat, su…vb.) Allah’ın tekliğini düşündüğüm bir secde anında Allah’ın güzel isimlerinden ilk olarak “BiLEN(Alim)” ismi, Türkçe ve tekil olarak birden beynimde canlandı. Ardından “gören, duyan, seven, sayan, veren…vb.” Allah’ın diğer isimlerinin de böyle türetilebileceği fikri oluştu. Hemen ardından tek satıra tek kelimenin düştüğü ve satırların aralarında susların olduğu yeni bir anlatım biçimi kafamda belirdi. Bu yeni anlatım biçiminin ismini(tekilce) ve örneklerini ise uzun bir hazırlıktan sonra 2012’de yazmaya ve oluşturmaya başladım. Tekilcelerin konuları, kelimeleri, felsefesi ve içeriği “Allah, tektir.” ilkesi üzerine temellenmektedir. Biriktirdiğim ve çoğunu insanlarla paylaştığım yüzlerce tekilce bulunmaktadır.

1Yıllar süren bu aşamalardan sonra tanık oldum ki Allah’tan başka tanrı yok. Öldükten sonra diriltileceğimiz ve yargılanacağımız dinin gününe odaklandım. Dünya hayatımızda ahiret için dinimizin emirlerini uygulamaktayım. İnancımın gereği olarak Allah’ın kabul etmesini dilediğim güzel işlere, davranışlara, sözlere yönelmekteyim, bunları sürdürmekteyim…

[Cuma PUTTUR! Cuma namazı PUTTUR!]”30 yaşında(2013)”; İLK CUMA NAMAZIM VE İZLENİMLER

TEKLİK SÖZÜ(Kelime-i tevhid): BAŞKA TANRI YOK!(La ilahe illALLAH!!!)

Dinimiz İslam’da cuma namazı, cumaları öğleyin toplulukla kılınması zorunlu(farz) olan 2 rekatlık(bölümlük) bir namazdır. Farzının yanında Allah’ın elçisi tarafından uygulanan, kılınması yararlı olan sünnetleri de bulunmaktadır. Allah’ın kitaplarından Kuran’da(Okunan) cuma gününün müslümanlarca kutsallığına dikkat çeken bir bölüm(Cuma Suresi) de vardır. Ezanla Allah’ı hatırlamaya ve Allah’a yakarmaya, yalvarmaya çağrılan tüm müslümanlar, cuma namazıyla güzel bir birliktelik ve dayanışma örneği sergilerler. Salatın(namazın) ana unsurları olan kıyam(ayakta durma), rüku(eğilme),secde(yere kapanma) ve yakarışların ortaklaşa ve aynı anda yapılması seyredenlere görkemli bir görüntü oluşturur.

İşte yaklaşık 10 yıldır(2002’den beri) ilgilendiğim ve araştırdığım dinimizin içindeki namazı evimde bireysel olarak hayatıma katmışken kutsal kitapta önemsendiği gibi toplulukla kılınmasının önemine vardım. Böylece cuma namazına başlamaya karar verdim. Hayırlı ay ramazanda, 12 Temmuz 2013’te, bir cuma gününün öğlesinde Ankara-Ulus’taki 100. Yıl çarşısı mescidinde ilk cuma namazımı deneyimledim. Farzıyla sünnetleri birlikte 10 rekat şeklinde uzun uzun, yavaş yavaş ibadetimi toplulukla gerçekleştirdim. Namaz süresince dua(yakarış) olarak fatiha ve ihlas surelerinin Türkçe anlamını bilerek ve anlayarak içimden sürekli Türkçe olarak yineledim. Ayrıca tekbirle(Allah, büyüktür.) Allah’ın yüceliğini sürekli andım. Yaşadığımı tek kelimeyle özetlemek istesem ilk aklıma gelen kelime, “dinginleşme”dir. Gevşeme, rahatlama, yatışma, yoğunlaşma, sevinç, sevgi, sevinme, saygı, olumsuzu unutma, olumluyla bütünleşme, düşünme kapasitesinin artışı ve Allah’a yaklaşma algıladığım deneyimi anlatan diğer betimlemelerdir.

Hayatımdaki bu ilk cuma namazımdan sonra düzenli olarak her hafta cumalara gitmeyi ilke edindim ve programladım. Tanık oldum ki Allah’tan başka tanrı yok. Dünyadan sonraki sonsuz yaşam ahirete odaklandım ve odaklıyım. Öldükten sonra diriltileceğimiz ve karşılıklanacağımız dinin gününü düşünerek sahibimin sevecenliğini ve sevgisini kazanacak güzel işlere ve davranışlara koyulmaktayım…

TOPLANIŞ

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

TOPLANIŞ

Yayılmış,

Toplaşmış,

Birleşmiş

Yadsıyanlar,

Yalanlayanlar

Tanrıyı,

Dirilmeyi,

Günü,

Saati.

Olsun

Utkusu

İnananların,

Allahın.

Toplanış

Görkemli,

Korkutan,

Koskocaman.

Eksiksizdir,

Fazlasıyladır

Ödülleri

Sabredenlerin

Dünyada,

Ötekinde.

Olsun

Utkusu

İnananların,

Allahın.

Toplanış

Görkemli,

Korkutan,

Koskocaman.

GÜVEN

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

GÜVEN

İnanmalıyız,

Güvenmeliyiz

Tanrıya,

Kitaplarına,

Güne,

Saate.

Yazılmıştır

Kalemle,

Okunmuştur

Elçilerle.

Kaçılmaz

Kesin

Programından

Allahın.

Güven!

Güven!

Güven!

Güven!

Bilmezler,

Anlamazlar

Kıymetini

Sükunetin.

Etkilemek,

Sürüklemek

İnsanları,

Yığınları…

Birce

Kelimelik,

Birimlik.

Güven!

Güven!

Güven!

Güven!

ÜÇ DEFA

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

ÜÇ DEFA

Sahibi

Göklerin,

Yerin,

Arasındakilerin;

Yöneteni,

Edeni

İşlerin,

Oluşların

Allahtır,

Allahtır,

Allahtır.

Yinele,

Anımsa

Üç defa

Sırayla

İsmini,

Yüceliğini

Tekilce,

Kesinlikle.

Allahtır.

Allahtır.

Allahtır.

 

FATİHA, KURAN’A ANLAMSAL GİRİŞ, ÖNSÖZ

Fatiha, Kuran’ın(Okunan) 114 bölümünden(suresinden) birincisi olup kitabın önsözü niteliği taşır. Allah’ın kitabına giriştir. Aynı zamanda “fatiha” sözlük anlamı olarak “giriş, açılış” demektir. Allah’ın sözünü kısaca ve öz olarak temellendirmiş, inancı en basit biçimde açıklamıştır. 7 ayetten oluşur. Türkçesini anlamsal olarak şöyle aktarabiliriz:

  1. Bağışlayan, esirgeyen Allah’ın ismiyle
  2. Övgü, boyutların sahibi Allah’adır.
  3. Bağışlayandır, esirgeyendir.
  4. Dinin gününün yönetenidir.
  5. Yalnız sana kullaşırız. Yalnız senden yardımlanırız.
  6. Bizi doğruluklandır.
  7. Bağışladıklarınkine, kızmadıklarınkine, sapmayanlarınkine.

boyutlarin-sahibiŞimdi satır satır, ayet ayet inceleyelim ve irdeleyelim. Fatiha Kuran’ın biri hariç(Tevbe) tüm surelerinde olduğu gibi besmeleyle başlar. Besmele, Allah’ın kusurları affettiğini, bolca bağışladığını, azıkladığını, Allah’ın sevgisinin yarattıklarını çevrelediğini, sardığını anlatmakta ve her şeye onun “ismiyle” başlamamız gerektiğini vurgulamaktadır. Ardından gelen ayette gerçek övgünün Allah’a olduğu bildirilir ve Allah “rabbil alemin” olarak nitelenir. Kelime anlamı olarak “rab”, “sahip” demekken “alemin”, “boyutlar” anlamına gelir. Yani Allah boyutların sahibidir. “Boyutların sahibi”yle anlatılan; Allah’ın göklerdekilerin, yerdekilerin, arasındakilerin (kısaca evrenin), geçmiştekilerin, gelecektekilerin, görünen ve görülmeyen her şeyin biricik sahibi olduğudur.

gunÜçüncü ayette Allah bağışlayan, esirgeyen isimleriyle anılır ve Allah’ın sevgisi, sevecenliği, bağışlaması bir kez daha yinelenir. Dördüncü ayette ahiret gerçeğine dikkat çekilir ve öldükten sonra diriltileceğimiz, yargılanacağımız dinin günü anımsatılır. Allah, mezarlıktan kalkım(kıyamet) gününün yöneteni, düzenleyeni, planlayanı olduğunu hepimize sade bir biçimde açıklar.

Beşinci ayette Allah’ın ortaksızlığı, tek tanrıya tapınmamız, ona kulluk etmemiz, onu anmamız, yakarmayı ona yapmamız, yalnız ondan yardım istememiz gerektiği ve zorunluluğu bizim ağzımızdan anlatılır.  “Ben” yerine “biz” kullanılır ve bireysellikten çok çoğulculuk vurgulanır. Gene altıncı ayette bireysel bencillik yerine “bizi” doğru yola ulaştırması için Allah’a yakarış konu edilir. “Biz” kelimesiyle anlatılan, Kuran’ın başka bölümlerinde anlatıldığı gibi kendimiz, annemiz, babamız ve inananlardır. Dönüşümüzün Allah’a olduğunu bilmeli, ona teslim olmalı, güvenmeliyiz. Gerçeğe inananlarla birlikte Allah’a varan yola yönlenmek için Allah’a yalvarmalıyız.

Son ayetteyse bu yol tanımlanır ve daha da ayrıntılanır. Bu yolda olanlar Allah’ın güzel bağışlarından faydalanırlar, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmışlardır. Ayette gerçekten, doğrudan sapanlar, Allah’ın kızdığı, öfkelendiği inançsızlar dışlanır ve kötülenir. Ahiretteki Allah’ın yangın cezası cehennem ve sonsuz mutluluk, bağışlama yurdu cennet düşündürülür.

Sonuç olarak diyebiliriz ki Fatiha Kuran-ı Kerim’in(Okunan) açılışıdır. Allah’ın gerçeklerini kullara yani bize özetleyen bir önsözdür, ilahi çağrıya giriştir…

DE Kİ: “ALLAH, TEKTİR.”

Bütün ilahi dinlerin özünde ve İslam’da bu felsefe yatar: Allah tektir. Tek tanrıya inanmak, tapmak, tapınmak, sadece ondan istemek, dönüşümüzün ona olduğunu bilerek hazırlıklarımızı yapmak, işlerimizi düzenlemek…

Örneğin İslam’ın başat kaynağı Kuran’ı Kerim’in(Okunan) İhlas suresinde Allah şöyle buyurmaktadır:

  • Bağışlayan, esirgeyen Allah’ın ismiyle,
  • De ki: “Allah, tektir.”
  • Allah, gereksinimdir.
  • Doğurmadı. Doğurulmadı.
  • Bir dengi olmadı.

İhlas “özgüleme, öz” anlamlarına gelmekte olup tek Allah’a inanmamız gerçeği üzerine yoğunlaşmaktadır. Allah ortaksızdır ve Allah’ın yanında anılan isimlerin hiçbir güç ve yetkisi yoktur. Allah, yönetim ve yetenek sahibidir. Bu yüzden ona güvenmeli ve teslim olmalıyız. Bizi doğruya ve gerçeğe kılavuzlaması için yakarmalıyız. Kimin kendi yolunda olduğunu en iyi bilen Allah’tır. Övgüler Allah’a yapılır. Hepimiz sonumuzu, dünyanın sonunu ve dirilme gerçeğini düşünmeliyiz, sormalıyız. Ölümden sonraki yaşamı anımsamalı ve arzulamalıyız. Gerçek yaşam, öteki yaşamdır. Tanrımız bu gerçeği defalarca, farklı anlatımlarla kitaplarında kullarına elçileri yoluyla bildirmiş ve duyurmuştur.

Sonuç olarak sürekli, düzenli, programlı olarak, özgüleyerek Allah’ı anmalı, hatırlamalı ve ahiret için güzel işler yaparak Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için çabalamalıyız. Kuşkusuz gönüller Allah’ı anmakla huzur bulur. Dönüşümüz onadır. Yalnız ondan istemeliyiz ve yalnız ona tapmalıyız. Dinin gününde kusurlarımızı affedeceğini umarak ahiretteki güzel bağışlara odaklanmalıyız. Çünkü dünya azdır, tadımlıktır, önemi azdır. Ahiret yaşamıysa sonsuzdur, çoktur, süreklidir.

Altlarından ırmaklar akan bahçeler için…