SAHiBiM

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

SAHiBiM

Şaşırtan,

Afallatan,

Ulaştıran,

Uzlaştıran,

Yendiren,

Yenildiren

Programlıdır,

Allahtır.

Sahibim!

Hep

Cillop,

Tertemiz,

Benzersiz.

Tanrımız

Büyük.

Çok!

Üstünlük,

Yükseklik,

Saygınlık,

Büyüklük,

Öncelik,

Sonralık

Allahındır.

Sahibim!

Hep

Cillop,

Tertemiz,

Benzersiz.

Tanrımız

Büyük.

Çok!

YAZILMIŞ

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

YAZILMIŞ

Dini

Özetleyen

İkili:

Tekillemeyle

Dirilme.

Çoğu

İnanmaz,

Çoğu

Yalanlar,

Çoğu

Çevirir

Yüzünü,

Sırtını.

Yazılmış,

Çizilmiş

Gerçekçe,

Bilimselce.

Yok

Başkası

Yaratan

Allahtan.

Kulakları

Ağırlıklı.

Kalpleri

Damgalı.

Gözleri

Perdeli.

Cezalanır

Cezalıklar.

Yazılmış,

Çizilmiş

Gerçekçe,

Bilimselce.

“TEKİLCE” FİKRİ NASIL DOĞDU?

2002 yılında(19 yaşındayken) “Kuran-ı Kerim’in Şifresi” kitabının yayınlanmasıyla dinimiz İslam’a ve kutsal kitabına özel bir ilgi duymaya başladım. Bunun üzerine ilahi kitabın Türkçesini ve anlamını çeşitli kaynaklardan araştırarak öğrenegeldim ve algılayışım arttı. Ayrıca kitabın en önemli, açık anlamlarının yanında,indirilmesinden sonra ortaya çıkarılmış, kitabın Allah’tan geldiğini ispatlayan, yüzlerce gizemli, olağanüstü, bulunmuş bilgilerin varlığına eriştim. Bunlardan ilk aklıma gelenler, kısaca Kuran’daki(Okunan) kelime yineleme sayılarındaki ilişkiler ve 19 göstergesidir(19 mucizesi). İşte bunun gibi kanıtlarla bilimsel olarak tek Allah’ın varlığına tanık oldum ve kitapta çokça anlatılan ahiret gerçeklerini ve dinimizi özümsemeye kendimi adadım.

22008’de kitabın emrettiği bir aylık Ramazan orucunu ilk defa tam tutmaya niyetlendim. Daha önce çocukluğumda sadece 1-2 günlük tuttuğum orucu hayatımın içine kattım ve düzgün bir biçimde 30 gün olarak ramazan orucunu tamamladım. Gene aynı yıl(2008) evimde kitabın emri namazı(salat) kılmalara ve namazın yararlarını araştırmaya başladım. Sonuç olarak namazın bizim bedenimiz ve beynimiz için Allah’ça emredilen bir gereksinim olduğu ve Allah’ın bizim namazımız da dahil hiçbir şeye gereksinmeyeceği yargısına vardım. Gene 2008’de aylık kazancımın az bir niceliğini “zekat-sadaka-bağış” olarak hayır kurumlarına harcamaya başladım. Bu ibadetlerle(tapınmalarla), özellikle namazdaki secde(yere kapanma) hareketiyle birlikte Allah’a yaklaştım. Gene 2008’de suyun arındırıcı ve iyileştirici gücünü öğrendim, kavradım ve 2-3 litrelik günlük su içimini programıma ekledim. İşte Ağustos 2008’de bunları yinelerken(namaz, secde, oruç, zekat, su…vb.) Allah’ın tekliğini düşündüğüm bir secde anında Allah’ın güzel isimlerinden ilk olarak “BiLEN(Alim)” ismi, Türkçe ve tekil olarak birden beynimde canlandı. Ardından “gören, duyan, seven, sayan, veren…vb.” Allah’ın diğer isimlerinin de böyle türetilebileceği fikri oluştu. Hemen ardından tek satıra tek kelimenin düştüğü ve satırların aralarında susların olduğu yeni bir anlatım biçimi kafamda belirdi. Bu yeni anlatım biçiminin ismini(tekilce) ve örneklerini ise uzun bir hazırlıktan sonra 2012’de yazmaya ve oluşturmaya başladım. Tekilcelerin konuları, kelimeleri, felsefesi ve içeriği “Allah, tektir.” ilkesi üzerine temellenmektedir. Biriktirdiğim ve çoğunu insanlarla paylaştığım yüzlerce tekilce bulunmaktadır.

1Yıllar süren bu aşamalardan sonra tanık oldum ki Allah’tan başka tanrı yok. Öldükten sonra diriltileceğimiz ve yargılanacağımız dinin gününe odaklandım. Dünya hayatımızda ahiret için dinimizin emirlerini uygulamaktayım. İnancımın gereği olarak Allah’ın kabul etmesini dilediğim güzel işlere, davranışlara, sözlere yönelmekteyim, bunları sürdürmekteyim…

[Cuma PUTTUR! Cuma namazı PUTTUR!]”30 yaşında(2013)”; İLK CUMA NAMAZIM VE İZLENİMLER

TEKLİK SÖZÜ(Kelime-i tevhid): BAŞKA TANRI YOK!(La ilahe illALLAH!!!)

Dinimiz İslam’da cuma namazı, cumaları öğleyin toplulukla kılınması zorunlu(farz) olan 2 rekatlık(bölümlük) bir namazdır. Farzının yanında Allah’ın elçisi tarafından uygulanan, kılınması yararlı olan sünnetleri de bulunmaktadır. Allah’ın kitaplarından Kuran’da(Okunan) cuma gününün müslümanlarca kutsallığına dikkat çeken bir bölüm(Cuma Suresi) de vardır. Ezanla Allah’ı hatırlamaya ve Allah’a yakarmaya, yalvarmaya çağrılan tüm müslümanlar, cuma namazıyla güzel bir birliktelik ve dayanışma örneği sergilerler. Salatın(namazın) ana unsurları olan kıyam(ayakta durma), rüku(eğilme),secde(yere kapanma) ve yakarışların ortaklaşa ve aynı anda yapılması seyredenlere görkemli bir görüntü oluşturur.

İşte yaklaşık 10 yıldır(2002’den beri) ilgilendiğim ve araştırdığım dinimizin içindeki namazı evimde bireysel olarak hayatıma katmışken kutsal kitapta önemsendiği gibi toplulukla kılınmasının önemine vardım. Böylece cuma namazına başlamaya karar verdim. Hayırlı ay ramazanda, 12 Temmuz 2013’te, bir cuma gününün öğlesinde Ankara-Ulus’taki 100. Yıl çarşısı mescidinde ilk cuma namazımı deneyimledim. Farzıyla sünnetleri birlikte 10 rekat şeklinde uzun uzun, yavaş yavaş ibadetimi toplulukla gerçekleştirdim. Namaz süresince dua(yakarış) olarak fatiha ve ihlas surelerinin Türkçe anlamını bilerek ve anlayarak içimden sürekli Türkçe olarak yineledim. Ayrıca tekbirle(Allah, büyüktür.) Allah’ın yüceliğini sürekli andım. Yaşadığımı tek kelimeyle özetlemek istesem ilk aklıma gelen kelime, “dinginleşme”dir. Gevşeme, rahatlama, yatışma, yoğunlaşma, sevinç, sevgi, sevinme, saygı, olumsuzu unutma, olumluyla bütünleşme, düşünme kapasitesinin artışı ve Allah’a yaklaşma algıladığım deneyimi anlatan diğer betimlemelerdir.

Hayatımdaki bu ilk cuma namazımdan sonra düzenli olarak her hafta cumalara gitmeyi ilke edindim ve programladım. Tanık oldum ki Allah’tan başka tanrı yok. Dünyadan sonraki sonsuz yaşam ahirete odaklandım ve odaklıyım. Öldükten sonra diriltileceğimiz ve karşılıklanacağımız dinin gününü düşünerek sahibimin sevecenliğini ve sevgisini kazanacak güzel işlere ve davranışlara koyulmaktayım…

KARMAŞALARI

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

KARMAŞALARI

İncelediler,

İrdelediler:

Ellerim,

Parmaklarım,

Pantolonum,

Gömleğim,

Kıllarım,

Tüylerim…

Bıktırdılar,

Usandırdılar.

Karmaşaları

Aşırı.

Bozdular,

Kızdırdılar.

Bitmeliydi.

Bitti.

Dışındasız

Hepsinin

Vardı

Karmaşaları.

Hem küçüklük

Hem büyüklük.

Bıktırdılar,

Usandırdılar.

Karmaşaları

Aşırı.

Bozdular,

Kızdırdılar.

Bitmeliydi.

Bitti.

TOPLANIŞ

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

TOPLANIŞ

Yayılmış,

Toplaşmış,

Birleşmiş

Yadsıyanlar,

Yalanlayanlar

Tanrıyı,

Dirilmeyi,

Günü,

Saati.

Olsun

Utkusu

İnananların,

Allahın.

Toplanış

Görkemli,

Korkutan,

Koskocaman.

Eksiksizdir,

Fazlasıyladır

Ödülleri

Sabredenlerin

Dünyada,

Ötekinde.

Olsun

Utkusu

İnananların,

Allahın.

Toplanış

Görkemli,

Korkutan,

Koskocaman.

ANILMAZ

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

ANILMAZ

Kahretsin

Bağışlayan!

Gencim,

Güçlüyüm,

Güzelim,

Yakışıklıyım.

Çok!

Benim

Gibileri

Yazar

Tarihi.

Diğerleri

Silinir,

Unutulur,

Anılmaz.

Benim

Karizmatik,

Sempatik.

Süperim,

Üstündeyim.

Yakışırım,

Yakışanım.

Benim

Gibileri

Yazar

Tarihi.

Diğerleri

Silinir,

Unutulur,

Anılmaz.

MEMURLUK

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

MEMURLUK

Aşağıla

Mesleği,

Olasın

Meslekten.

Konuşma

Kibirli!

Görmedim

Meslek,

Aşağılık,

Böylesini.

Aşağılar

Hayvanlardan,

Bitkilerden.

Söylemim

Net,

Açık.

Çok!

Olmamış

Seçeneklerden

Hiçbiri.

Kalmış

Orası.

Bende,

Hepsinde

Geçerli.

Gitmiyim

Hiç

Aslında;

Ancak

Yok ki

Seçenek

Bambaşka.

GÜVEN

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

GÜVEN

İnanmalıyız,

Güvenmeliyiz

Tanrıya,

Kitaplarına,

Güne,

Saate.

Yazılmıştır

Kalemle,

Okunmuştur

Elçilerle.

Kaçılmaz

Kesin

Programından

Allahın.

Güven!

Güven!

Güven!

Güven!

Bilmezler,

Anlamazlar

Kıymetini

Sükunetin.

Etkilemek,

Sürüklemek

İnsanları,

Yığınları…

Birce

Kelimelik,

Birimlik.

Güven!

Güven!

Güven!

Güven!

ÜÇ DEFA

Birazdan yazacaklarım, paylaşacaklarım şiir olamadığından ve şiire benzemediğinden dolayı ortaya çıkardığım bu yeni anlatım biçimini “tekilce” olarak isimlendirdim ve isimlendiriyorum… Tekilce, tek satıra tek kelimenin düştüğü uyaklı, devrik, serbest konulu metinlerdir. “Tek satıra tek kelime” fikri dinimiz İslam’daki “Allah, tektir.” ilkesinden gelmektedir. Yazdığım yüzlerce tekilce vardır. Zaman zaman ve birer birer aktarmayı yeğlerim. İşte bir tanesi:

ÜÇ DEFA

Sahibi

Göklerin,

Yerin,

Arasındakilerin;

Yöneteni,

Edeni

İşlerin,

Oluşların

Allahtır,

Allahtır,

Allahtır.

Yinele,

Anımsa

Üç defa

Sırayla

İsmini,

Yüceliğini

Tekilce,

Kesinlikle.

Allahtır.

Allahtır.

Allahtır.

 

SU İÇİN! SU İÇİRİN!

drink-waterHer canlı sudandır. Oransal olarak bedenimizin en az üçte ikisi sudan oluşur.Su, hepimiz için yaşamsal bir gereksinimdir, zorunluluktur. Bilinen sıvılara aykırı olarak suyun donmasıyla oluşan buz, daha hacimlidir ve yoğunluğu daha azdır. Bu, buzun su üstünde yüzmesine ve diğer sıvıların tersine suyun üst yüzeyinden başlayarak donmasına neden olur… Suyun bireysel ve kendine özgü davranış ve özellikleri sayesinde dünyamız ve çevremiz yaşamlanır.

Böylesi bir içeceğin içimizde yaptığı olumlu etkileri açıklamazsak olmaz. İşte şimdi bu oluşumun bedenimize katkılarını, yararlarını maddeleyerek aktarmaya çalışacağım:

  • Hücrelerin gereksindiği maddeleri hücreye taşır.
  • Hücrelerin işlevlerini yapabilmesi için gereken katı maddelerin çözünmesini sağlar.
  • Hücrelerde oluşan atıkları boşaltım organlarına (böbrekler, akciğerler, deri…) taşır ve atılımını sağlar. Böbreklerde ve idrar yollarında taşlaşmaları önler.
  • Beden ısısını denetler. Sıcaklığı dengeler.
  • Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler. Damar tıkanmaları için iyileştirmedir. Kan hacmini dengeler. Kan üretimini destekler.
  • Besinlerin sindirimini kolaylaştırır. Kabızlığı önler. Bağırsakları çalıştırır.
  • Beyin, omurilik gibi bazı organları olumsuz dış etkenlerden korur.
  • Yorgunluğu, halsizliği önler. Uykuyu düzenler.
  • Hafıza ve zekayı güçlendirir. Konsantrasyonu artırır. Beyinsel hastalıklar için önlemdir.
  • Daha fazla kalori harcatır, kilo verdirir. Açken içildiğinde bedendeki zararlıların atılmasını kolaylaştırır. Açlık hissini azaltır. Açlıktan dolayı oluşan mide kasılmaları azalır. Yemek tüketimi düşer.
  • Deriyi nemlendirir ve gerginliğini artırır. Kırışıklıkları ve sivilceleri önler. Yumuşaklık ve parlaklık sağlar.
  • Sesi güzelleştirir. Ses tellerindeki sorunlar için iyileştirmedir.
  • Bedenin oksijen gereksinimini kısmen karşılar.
  • Balgamı yumuşatır ve atılmasına yardım eder. Ağız kuruluğunu ve ağız kokusunu önler.
  • Eklemleri kayganlaştırır. Kasları çalıştırır, kasılmaları önler.
  • Kalp krizi, tansiyon, kanser gibi pek çok ölümcül hastalıktan korur. Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Bedenimiz için çok önemli ve gerekli olan iyot, kalsiyum, sodyum gibi pek çok minerali içerir.
  • Bütün beyin işlevleri için güç ve elektriksel enerjidir. Bütün hormonların yapımı için koşuldur.
  • Doğada bolca ve kolayca bulunur, arındırır, temizler, yan etkisi de yoktur.
  • Ruhsal gerginlikler ve hastalıklar için iyileştirmedir.
  • Gözlere canlılık ve parlaklık verir. Göz tansiyonundan korur.
  • Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateşi azaltır. Gebelikte sabah bulantılarını giderir. Emziren annelerin sütünü çoğaltır.
  • Bedenimiz ve beynimiz arasındaki işlemleri ve ilişkiyi tamlaştırır.
  • Alkol, kahve, çay gibi içkilere ve tıbbi ilaçlara duyulan bağımlılığı giderir.

Sağlıklı ve uzun bir ömür için düzenli ve programlı olarak günde ortalama 2-3 lt su tüketilmesi, doktorlarca tavsiye edilmektedir. Uzun süreli susuzluk, ölümcül olabilir. Kısaca: Su için! Su içirin!

[namaz PUTTUR!niyaz PUTTUR!dua PUTTUR!Hepsi,BÜYÜK PUTLARDAN! Din, yardımlaşmaktır! Yardımlaşmak, dindir! Dayanışmak, yardımlaşmak dinin direğidir! ALLAH, dinin direğidir…] NAMAZIN BEDENSEL VE BEYİNSEL YARARLARI

TEKLİK SÖZÜ(Kelime-i tevhid):BAŞKA TANRI YOK!(La ilahe illALLAH!!!)

Namaz, dinimiz İslam’ın zorunluluklarından biri olup Kuran’da(Okunan) ayrıntılarıyla açıklanmıştır. Allah’ı anmanın, anımsamanın ve ona tapınmanın birincil yöntemidir. Günün belli saatlerinde programlı olarak Allah’ın anılması üzerine temellenmiştir. Kuran’da(Okunan) “salat” ismiyle geçen, içeriği Allah’a yakarış olan namazın gün içerisindeki zamanları; sabah, akşam ve orta olarak bildirilir. Namazın öncesinde Allah; el, yüz ve bedenin güzelce temizlenmesini, kirden arınmasını (abdest) buyurur. Giysilerin de temiz ve uygun olması, koşullarındandır. Namaz, sadece Allah’ı anmak, ahiret ve dirilme gerçeğini anımsamak, Allah’ın göstergelerini düşünmek ve öğütlenmek üzerine kurulmuştur. Dış dünyayla iletişim ve bağlantı minimumdur. Namaz Allah’a yakınlaşmadır. İslam’da namaz, bedensel hareketler bakımından 3 ana öğeden oluşur:

  • Kıyam (Ayakta durma)
  • Rüku (Eğilme)
  • Secde (Yere kapanma)

Bu tapınma(ibadet) yapılırken nerede olunursa olunsun Allah’ın evi Kabe’ye yönelmek zorunludur.Allah’a yakarışlar, yalvarışlar, istekler orta ses düzeyinde yapılmalıdır. Yakarışlarda Fatiha suresinde anlatıldığı gibi bireysel bencillikten çok çoğulculuk ve bizcilik benimsenmelidir. Dileklerimiz annemizi, babamızı ve inananları kapsamalıdır. En son olarak namazın bilimsel verilerle kaynaşarak belirlenmiş beynimize ve bedenimize yaptığı katkılarını ve diğer yararlarını listelemek isterim:

  1. Namaz hareketlerinin yavaşlığından kalp yorulmaz, dinlenir. Kuran’da da belirtildiği gibi yürekler Allah’ı anmakla dinginleşir.
  2. Özellikle yere kapanma(secde) hareketiyle beyne kan ulaşımı fazlalaşır, beyin hücreleri beslenir. Beynin düşünme, hatırlama, yorumlama kapasitesi artar. Bunama vb. gibi olası beyinsel hastalıklar önlenir.
  3. Sürekli eğilip kalkma hareketiyle gözlerdeki kan dolaşımı artar. Göz tansiyonu, katarakt vb. gibi göz hastalıkları önlenir.
  4. Eğilme ve yere kapanma hareketleriyle bedenin sindirim ve boşaltım sistemleri iyileşir. Midedeki besinlerin karışması çoğalır. Safranın akışı hızlanır. Pankreastaki sindirim enzimlerinin boşalması kolaylaşır. Kabızlık önlenir. Böbreklerin, idrar yollarının ve mesanenin çalışması daha da etkinleşir ve böbreklerdeki taşlaşmalar önlenir.
  5. Hareketlerin spor benzeri ritmselliğinden dolayı iskelet ve kas sistemlerindeki çalışmazlıklar, aksaklıklar, tıkanmalar önlenir. Kireçlenme, kasılma vb. gibi rahatsızlıklar için iyileştirmedir.
  6. Namaz, bedensel ve ruhsal olarak hem dışsal hem içsel temizlenmedir, arınmadır. İnsanı kirden, pislikten, kötümser fikirlerden uzaklaştırır, beyinsel ve bedensel olarak dinlendirir.
  7. Bedenimiz için en uygun ve nitelikli soluma biçimi olan diyaframdan solumayı canlandırır, çoğaltır.
  8. Uykuyu düzenler, uykusuzluğu önler.
  9. Yere kapanma(secde) hareketiyle bedenin topraklaması gerçekleşir. Elektriklenmeler boşaltılır.

yaklasNamazla dinçleşiriz. Namaz, dünyamız ve ahiretimiz için sağlık ve esenlik kaynağıdır. Allah, bizim namazımıza gereksinmez. Hatta İhlas suresinde anlatıldığı gibi Allah, hiçbir şeye gereksinmez. Namaz(salat), bedenimiz için gereksinimdir, zorunluluktur. Allah’ın hoşnutluğunu, sevecenliğini ve ahiretteki sonsuz yaşamı kazanmak için yapılır ve yapılmalıdır…

DİKSİYON ALIŞTIRMALARINDAN ÖRNEKLER

Dil tembelliğini önleyen, Türkçemizi güzel ve düzgün konuşmayı sağlayan diksiyon alıştırmalarından en çok sevdiklerimi ve kullandıklarımı paylaşmak istiyorum:

  1. Ocak kıvılcımlandırıcılarından mısın, kapı gıcırdatıcılarından mısın? Ne ocak kıvılcımlandırıcılarındanım, ne kapı gıcırdatıcılarındanım.
  2. Cahit Halep’e gidecekti, bir deste kaşık alacaktı, ucunu alacalatacaktı. bilmem aldı alacalattı, bilmem aldı alacalatacak.
  3. Çal çene çalgıcı çingene çarşıda çerçi cincinin çaldığı üç çift çerçeveyi camcı Celalettin’e önce çıtalattı da mı çiviletti, önce çivilettide mi çıtalattı?
  4. Vırvırcı Vedia ile vıdıvıdıcı Veli, velinimeti vatman Vahit’e vilayette veda edip Vefa’ya doğru vaveylasız, velevasız velespitle volta vururlarken voleybolcu Vatran, virtüöz Vicdani ve Viranşehirli vatansever, viyolonselist Vecibe ile karşılaştılar.
  5. Babaeskili babacan Bahri Beberuhi Bedri ile bıyıksız bıçkıcı bıngıldak Bigalı bikes Bahri’nin Bigadiç’teki bonbon banmarşesine varmışlar, oradakilerin yüzlerine bön bön bakarak, büyülü büyük buhurdanlığı buğulu buğulu boşaltıp bomboş bırakmışlar, sonra da Bodrum’da gözden kaybolmuşlar.
  6. Issız Sivrihisar’ın sarsıntısız şosesi üstünde zırıltısız sızıltısız bir yaz köşesi seçip sazsız, cazsız ve susuz, içkisiz sırf sosisonla işsiz bir yaz sürmek isteyişimizin sırrını sezişinize serzenişsizce sustum.
  7. Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, ortada boş su şişesi.
  8. Şemsi Paşa Pasajı’nda üç tas has kayısı hoşafı…
  9. Şu şosenin, serili serseri resimleri şasisinin şoşonsuz taşımasına şaşarsınız da, şosenin sansarlaşmış suratlı dişsiz şaşı anası onun şu son şansına şaşmaz mı sanırsınız?
  10. Şu dağda beş boş eşek, beşi de bez yüklü besili beş boz eşek.
  11. Elalem bir ala dana aldı, ala danalandı da; biz bir ala dana alıp ala danalanamadık.
  12. İnim inim inleyen ibiliklerin, ibibiklerin ibiklerini ibrişimli iplikle ipil ipil istifleyen İskilli İskilipli’nin işliğinde toplandık.
  13. Mehmet’in mercan tesbihini imamelemeli mi, imamelememeli mi?
  14. Eller bazlamalandı da biz bazlamalanamadık.
  15. Taşlı tarladaki terasta talaşlar tutuşunca başlayan telaş, talaşların tamamıyla ve büsbütün tutuşmasıyla artmış. Tutuşan talaşları görüp tellaklar telaş ettikçe talaşlar tutuşmuş, talaşlar tutuştukça tellaklar telaş etmiş ve terasın trabzanına tutunmuş bakan Trabzonlu teşrifatçı titiz Tahsin Tevfik, talaşlar tutuştukça telaş eden tellaklara boşuna telaş ediyorsunuz, demiş.
  16. Nobran Nadir’in Nallıhan’da naneruhu, nalın, narenciye, nergis alıp sattığı, namlı Nesrin’e de nazikâne nazım, nesir, nesep, nesiç, nemelâzımcılık, nezaket, nikelâj, nüans, nümayiş, nukut, noel, nöbet şekeri üzerine nutuk attığı söyleniyor.
  17. Zonguldaklı Zaloğlu Zöhre’nin kızı Zuhâl, zibidi Zeki’yi ziyafette zil zurna görünce zıvanadan çıkmış. Beri bak zibidi zeki, demiş: Sen zevç değil, zahiren zahireci, zalim, zevzek, zikzaklı, züğürt, züppe, zırtapozun ve de zerzevatın, zırzopun tekisin!
  18. Dombaylı dümbül düdük dümbelekçi düdükçünün debdebe delisi dadaylı dedikoducu didaktik dedesi Dodurgalı didikçi dudu dadısı ile dudaksıllaştırmadıkları için durup dinlenmeden dadadididödödududüdüdododıdı dedi durdu.
  19. Bir tarlaya kemeken ekmişler. İki kürkü yırtık, kel, kör kirpi dadanmış; biri erkek kürkü yırtık kel kör kirpi, öteki dişi kürkü yırtık, kel kör kirpi. Kürkü yırtık erkek kel, kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürküne, kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin kürküne eklemişler.
  20. Karaburunlu kabadayı Kadir, kafakâğıdını Kadirlili kadir bilmez kapkaççı Kasım’la, Kahire’deki Kalecikliler kahvehanesinde kalamarla kafuru satan kaparozcu Kuzguncuklu Kozmonot Kâzım’a kaptırmış.
  21. Karakış karlıdağı karla kavururken, kaşı kırkık kırk kulaklı Kasım, kırk kırık küp ve kırkık kırk kuzu ile tokmaklı Kırkız Kalesi kapısında karkasının gerilerini kızgın kargılarla dağladı.
  22. Kara kazın kısa kayışını kasışına kızmayışına şaşmışsın da, kuru kazın kazışıp kayışı kazısına şaşmış kalmışsın.
  23. Kırıkhan’daki kırıkçı kırçıl Kıvanç’ın kırgın kırıkçısı, kırmızı kırda kıkır kıkır kıkırdayarak Kırımlı kıkırdakçının kızıl kırlangıçlarını besliyormuş.
  24. Batı tepede tahta depo dibinde beytufet eden putlu dede tekkesinden matrut bitli Vedat, dar derede tatlı duttan dürülü pide yutup pösteki dide dide dört ayda dört türlü derde tutuldu.
  25. Şu karşıda bir dal, dalda bir kartal; dal sarkar, kartal kalkar; kartal kalkar, dal sarkar. Dal kalkar, kartal sarkar, kantar tartar.
  26. Sizin damda var beş boz başlı beş boz ördek, bizim damda var beş boz başlı beş boz ördek. Sizin damdaki beş boz başlı beş boz ördek, bizim damdaki beş boz başlı beş boz ördeğe, “siz de bizcileyin beş boz başlı beş boz ördek misiniz”, demiş.

FATİHA, KURAN’A ANLAMSAL GİRİŞ, ÖNSÖZ

Fatiha, Kuran’ın(Okunan) 114 bölümünden(suresinden) birincisi olup kitabın önsözü niteliği taşır. Allah’ın kitabına giriştir. Aynı zamanda “fatiha” sözlük anlamı olarak “giriş, açılış” demektir. Allah’ın sözünü kısaca ve öz olarak temellendirmiş, inancı en basit biçimde açıklamıştır. 7 ayetten oluşur. Türkçesini anlamsal olarak şöyle aktarabiliriz:

  1. Bağışlayan, esirgeyen Allah’ın ismiyle
  2. Övgü, boyutların sahibi Allah’adır.
  3. Bağışlayandır, esirgeyendir.
  4. Dinin gününün yönetenidir.
  5. Yalnız sana kullaşırız. Yalnız senden yardımlanırız.
  6. Bizi doğruluklandır.
  7. Bağışladıklarınkine, kızmadıklarınkine, sapmayanlarınkine.

boyutlarin-sahibiŞimdi satır satır, ayet ayet inceleyelim ve irdeleyelim. Fatiha Kuran’ın biri hariç(Tevbe) tüm surelerinde olduğu gibi besmeleyle başlar. Besmele, Allah’ın kusurları affettiğini, bolca bağışladığını, azıkladığını, Allah’ın sevgisinin yarattıklarını çevrelediğini, sardığını anlatmakta ve her şeye onun “ismiyle” başlamamız gerektiğini vurgulamaktadır. Ardından gelen ayette gerçek övgünün Allah’a olduğu bildirilir ve Allah “rabbil alemin” olarak nitelenir. Kelime anlamı olarak “rab”, “sahip” demekken “alemin”, “boyutlar” anlamına gelir. Yani Allah boyutların sahibidir. “Boyutların sahibi”yle anlatılan; Allah’ın göklerdekilerin, yerdekilerin, arasındakilerin (kısaca evrenin), geçmiştekilerin, gelecektekilerin, görünen ve görülmeyen her şeyin biricik sahibi olduğudur.

gunÜçüncü ayette Allah bağışlayan, esirgeyen isimleriyle anılır ve Allah’ın sevgisi, sevecenliği, bağışlaması bir kez daha yinelenir. Dördüncü ayette ahiret gerçeğine dikkat çekilir ve öldükten sonra diriltileceğimiz, yargılanacağımız dinin günü anımsatılır. Allah, mezarlıktan kalkım(kıyamet) gününün yöneteni, düzenleyeni, planlayanı olduğunu hepimize sade bir biçimde açıklar.

Beşinci ayette Allah’ın ortaksızlığı, tek tanrıya tapınmamız, ona kulluk etmemiz, onu anmamız, yakarmayı ona yapmamız, yalnız ondan yardım istememiz gerektiği ve zorunluluğu bizim ağzımızdan anlatılır.  “Ben” yerine “biz” kullanılır ve bireysellikten çok çoğulculuk vurgulanır. Gene altıncı ayette bireysel bencillik yerine “bizi” doğru yola ulaştırması için Allah’a yakarış konu edilir. “Biz” kelimesiyle anlatılan, Kuran’ın başka bölümlerinde anlatıldığı gibi kendimiz, annemiz, babamız ve inananlardır. Dönüşümüzün Allah’a olduğunu bilmeli, ona teslim olmalı, güvenmeliyiz. Gerçeğe inananlarla birlikte Allah’a varan yola yönlenmek için Allah’a yalvarmalıyız.

Son ayetteyse bu yol tanımlanır ve daha da ayrıntılanır. Bu yolda olanlar Allah’ın güzel bağışlarından faydalanırlar, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmışlardır. Ayette gerçekten, doğrudan sapanlar, Allah’ın kızdığı, öfkelendiği inançsızlar dışlanır ve kötülenir. Ahiretteki Allah’ın yangın cezası cehennem ve sonsuz mutluluk, bağışlama yurdu cennet düşündürülür.

Sonuç olarak diyebiliriz ki Fatiha Kuran-ı Kerim’in(Okunan) açılışıdır. Allah’ın gerçeklerini kullara yani bize özetleyen bir önsözdür, ilahi çağrıya giriştir…

ANNE, BABA, KARDEŞLER VE SOYİSMİMİZ

aile

Arkadakiler soldan sağa abla, anne, ben, baba. Öndeki erkek kardeş. (Ekim 2007, Urfa’da bir sıra gecesi)

İnşaat mühendisi bir babanın ve eczacı bir annenin dört çocuğundan üçüncüsüyüm. İki ablam ve bir küçük erkek kardeşim bulunmaktadır. Hepsi de benim gibi yüksek öğrenim görmüş kişilerdir. Büyük ablam benden altı yaş büyük olup tıp eğitimi almıştır. Çocuk doktoru olarak mesleğinde kendini yetiştirmiştir. Küçük ablamla yaş farkımız beş olup onun da mesleği doktorluktur ve nöroloji dalında kendisini göstermektedir. Erkek kardeşimse benden bir yaş küçük olup elektronik ve haberleşme mühendisliği eğitimi almıştır ve kendine uygun bir işte çalışmaktadır.

Annem uzun yıllar süren devletteki eczacılık görevinden emekli olmuş, kendi özel eczanesini açmıştır ve halen çalıştıragelmektedir. Babam yıllarca sürmüş serbest işlerinden sonra en son durağı devlet olmuş, ordan da emekliliğe ayrılmıştır. Halen şantiyelerde mühendisliğini yapmaktadır.

Babam, her zaman başarılarıyla övünür ve döneminde farklı biçimlerde 3 defa Türkiye birincisi olduğunu dile getirir. Kendisi aynı zamanda Türkiye’de belirli elemeler sonucu çok az kişinin olabildiği “yetkin” inşaat mühendisidir. Zamanında edebiyat ve yazmakla yakından ilgilenmiştir. Çok sayıda yayınlanmış makaleleri ve şiirleri vardır. Annemse baskın bir karakter olup etkin ve konuşkan bir kadındır. Mesleği olan eczacılığı iyi bilir ve iş disiplini tamdır.

Soyismimiz olan “SiVASLI”nın öyküsünü de anlatmak isterim: Aslen Erzurum, Hasankaleliyiz. 1.Dünya Savaşı’nda Erzurum ve çevresi Ruslar tarafından işgal edilince atalarımız Sivas’a göçmek zorunda kalmışlar. İşgal bitene kadar Sivas’ta yaşamışlar ve Erzurum kurtarılınca eski yurtlarına dönmüşler. İlgili yasa(1934) çıkınca da büyüklerimiz soyumuza Sivas’taki geçmişimizden dolayı “SiVASLI” soyismini uygun görmüşler. Bununla birlikte ilginç bir raslantı olarak kardeşlerim ve ben Sivas’ta doğduk ve çocukluğumuz Sivas’ta geçti. Bu yüzden her zaman Sivas’la bir toprak ve gönül bağım olmuştur. Sivas’ı hep güzel anılarla hatırlarım…

Kardeşlerim, anne ve babam Türkiye’nin çeşitli kentlerinde hayatlarını sürdürmektedirler. Altı kişilik büyük ve kalabalık bir birlikteliğiz. Nice güzel günlere…

DÜNYA SAZI BAĞLAMA

sazimveben2Bağlama, yüzyıllarca süren bir geçmişten gelmektedir. Türkler’in yaşadığı bütün coğrafyaların en bilinen geleneksel müzik çalgısıdır. Genelde Anadolu insanlarını betimler ve Anadolu’dan izler taşır. Tarih boyunca yaşamlarımıza ayna tutmuştur. Bizi anlatmıştır. Sevinçlerimize, hüzünlerimize, gülmelerimize, ağlamalarımıza, susmalarımaza, bağırmalarımıza eşlik etmiş, türkülerimize tanıklık etmiştir.

Pek çok türü bulunmaktadır. Bunları şöyle listeleyebiliriz:

  • Cura (en küçük boy bağlama)
  • Çöğür (kısa kol bağlama)
  • Kısa saplı bağlama
  • Tanbura (uzun kol bağlama)
  • Divan sazı (büyük boy bağlama)
  • Meydan sazı (en büyük boy bağlama)

En çok çalınan türü kısa saplı bağlamadır. Yıllardır bu türle ilgim ve çalmamdan dolayı bilgilerimi paylaşmak isterim. 7 tellidir. Üstte ve ortada ikili, altta üçlü halde teller birlikte bulunur, vurulur, çalınır. Üst ve alt tellerde “bamteli” denen diğer tellere kıyasla daha kalın teller vardır. Kısa saplı bağlama, klasik düzeniyle (la, sol, re) ayarlandığında yaklaşık 1,5 oktav genişliğinde ses aralığına sahiptir. Genelde sapın üst kısmını ve tüm telleri kullanarak çalınması idealdir. Çoğunlukla solo çalgısı olarak kullanılırken akorlar basılarak ritmik eserler de yapılabilmektedir. Tutuş olarak bedene yapışık çalınırken sapı tutan elin boşluksuz ve sahiplenir gibi desteklenmesi sesin doğru ve net çıkması için koşullardan birkaçıdır. Mızraba vuran el rahat olmalı, bilekten bükülmelidir. Geleneksel çalım tarzında “vurdurma” ve “çektirme” denilen(gitarda “legato” denir) süsleme teknikleri çok yaygın olarak kullanılırken pek onaylamadığım ve gereksiz bulduğum tekniklerdir. Bence bu çalgı dünyada gerçek yerini bulması için süslemesiz ve sade çalınmalıdır. Klasik tekniklerden sadece “taktırma” denen(gitarda “sweep” denir) tekniği kendi tarzıma yedirmişimdir ve benimsemişimdir. Genel olarak doğru ve net çalmak ilkemdir.

Bağlamayı elle çalma tekniklerine(sıyırtma, pençe, kapama, saptan çalma) genel olarak “şelpe” denir. Şelpeli çalınan çok güzel türkülerimiz bulunmaktadır. Bu tekniklerden en beğendiklerim sıyırtma, pençe ve kapama teknikleridir.

Elektro gitardan esinlenerek ortaya çıkan elektro bağlama, çokça Ankara havalarıyla anılmaktadır ve çalınmaktadır. Çok sayıda müzik türünde etkin olarak kullanılır. Benim de sonradan sevdiğim ve müziğime kattığım bir çalgıdır.

Yıllardır edindiğim etkileşimler ve denemeler sonucu savım şudur ki bağlama süslemesiz, sade, net ve anlaşılır bir biçimde çalınmalıdır. En güzel eserler, en basit olanlardır. Bağlamayı dünya sazı yapacak ve dünyaya ispatlayacak olan budur. Bunu göstermek ve anlatabilmek için yaptığım müzik çalışmaları bulunmaktadır. İlgili paylaşımlarımın bulunduğu sayfalara bakabilir, ürettiğim müzikleri dinleyebilirsiniz:

www.fb.com/sivasli.muzik

www.youtube.com/user/emresiv

emre.sivasli.net

www.sivasli.net

EFKARLI METAL MÜZİK – ÖZGÜR METAL MÜZİK YENİ BİR ÇIĞIR, DERYA, UMMAN, OKYANUS [BİR TÜR ARABESK] {ezik metal}

ALLAH’IN GÖSTERGELERİ

TEKLİK SÖZÜ(Kelime-i tevhid): BAŞKA TANRI YOK!(La ilahe illALLAH!!!)

allahAllah, tekilliğini anlatmak ve ölüm sonrası yaşam için bilgilendirmek maksadıyla, yaşamış ve yaşayan tüm toplumlara mesajını duyuran pek çok elçiler, kitaplar(Kuran(Okunan),  İncil(Müjde), Tevrat(Yasa), Zebur(Yazılan)… vb.), sayfalar göndermiştir. Allah, gerçeği yarattıklarına en güzel biçimde açıklamıştır, bildirmiştir, bildirmektedir. Öldükten sonra dirilmeye, Allah’ın göstergelerine inananlar için yaptıkları güzel işlere karşılık altlarından ırmaklar akan bahçeler, güzel bağışlar vadedilmiştir. Gerçeği reddedenler ve Allah’ı ortaklayanlar için ahirette yakan ve rezil eden yangın cezası(cehennem) vardır. Bu yüzden Allah’ın ayetlerinin, kanıtlarının, ispatlarının farkında olmalıyız. Duyularımızı açık tutmalıyız. Önyargısız bir biçimde bu ilahi çağrıya kulak verelim. Allah’ın göstergelerini içeren bağlantılardan birkaçını paylaşmak istiyorum. Okuyalım, bakalım, görelim, inceleyelim, değerlendirelim…

OKUNAN Öztürkçe Kuran

19 GÖSTERGESİ

KiTAP(Tekilceler)

www.quranix.org

www.mucizeler.com

www.yenimucizeler.com

www.kuranmucizeler.com

www.christiananswers.net/turkish/bible-tr/

gunSonuç olarak Allah canımızı almadan önce gerçeğe teslim olalım ve inanalım. Kuşkusuz ahiret gerçektir. Diriltileceğimiz, yargılanacağımız dinin günü zorludur. Cehennem çetindir, yakar, korkunçtur. Allah’ın ahiretteki cennetleri en hayırlısıdır, sonsuzdur.

Sonsuz yaşamı kazanmak için…

EFKARLI METAL MÜZİK – ÖZGÜR METAL MÜZİK YENİ BİR ÇIĞIR, DERYA, UMMAN, OKYANUS [BİR TÜR ARABESK] {ezik metal}

Ağustos 2000’de Musa Eroğlu Müzik Merkezi’nde kursa katılırak bağlamayla(sazla) müzik maceram ciddileşti, büyüdü, pekişti. Yaklaşık iki yıl kursta türküleri çalarak bağlamadaki yetkinliğimi artırdım, yükselttim. Bu arada bir yandan alternatif olarak çok sayıda, çeşitli yabancı ve türkçe metal ve rock müzik topluluklarının müzikleri, albümleri, şarkıları ve sözleriyle ilgilendim, dinledim, bağlamalı çalarak harmanladım ve halen bunu sürdürmekteyim… www.last.fm/tr/user/emresiv adresinden ilgilendiğim müzikleri inceleyebilirsiniz.

sazimvebenBütün bu etkileşimlerin sonucu her şey gibi müziğin de sadelik ve basitlik üzerine temellenmesi gerektiği yargısına vardım. Yılların denemeleri sonucu bağlamanın klasik türkü çalma tarzından farklı olarak süslemesiz, net, sade, yalın olarak çalınmasını benimsedim. Böylece bu çalgının dünyadaki gerçek kıymetini ve yerini bulacağı savındayım…

Bu düşüncemi anlatabilmek için Nisan 2005’te ilk teşebbüsümde bulundum: Metal müzik şarkılarından esinlenerek çeşitleme şeklinde evimde bağlamayla yaptığım kaydımı kendi kişisel sayfamda ( www.emresivasli.net ) insanlarla paylaştım. Bu kaydımı olabildiğince çok insana duyurmaya, dinletmeye çabaladım.

Geri bildirimlerin çoğunda ortak kanı, müziğimin “efkarlı” olduğu, farklı ve özgün bir denemeye imza attığımdı. Bunun üzerine aklımda klasik rock müzik çalgıları (gitar, davul, bas…) ile bağlama veya elektro sazın bir arada bulunduğu, sadece bestelerini çalan bir müzik topluluğu (SiVASLI) fikri canlandı. Bu çalgılar daha önce Türk müzik tarihinde çok defa çeşitli isimlerle bir araya gelmişlerdi. Ancak metal müziğin tınısıyla elektro sazın efektlenerek oluşturulmuş sesinin harmanlandığı bir tür daha önce pek denenmemişti. Oluşturulan genel kanıyla(müziğimin efkarlı olduğu) bu yeni yapmak istediğim müzik türünü “Efkarlı Metal Müzik” olarak isimlendirdim.

Bu toplulukla ilgili yıllarca müzisyen arayışlarım sürdü, aradığım çalgıcıları bulmakta zorlandım ve bir sonuç vermedi. Bunun üzerine tavsiye sonucu bir kayıt stüdyosundan profesyonel yardım alarak istediğim müziğin somut bir örneğini oluşturmaya karar verdim. Yıllar geçerken bir elektro saz, iyi bir amfi ve fx processor (efekt aleti) satın aldım. Kendi söz ve bestelerime yoğunlaştım. Tarzımı daha da basitleştirerek düzenlemeleri eksik olan 100’lerce şarkımı bilgisayarımda yalnız elektro sazlı olarak, yazdığım sözleri de okuyarak kaydettim, biriktirdim ve saklamaktayım…

İlk profesyonel denemem için “Güven” isimli besteme Stüdyo ASC’de Ahmet Özgül’ün düzenlemesiyle Aralık 2012-Ocak 2013 tarihleri arasında profesyonel müzisyenler eşliğinde (gitar, davul, bas, klavye) benim elektro bağlama çalarak ve söyleyerek katıldığım temiz bir kayıt hazırlandı. Ardından Ocak 2013’te youtube ve facebook sayfalarında ( www.fb.com/sivasli.muzik ) bu kaydımı insanlarla paylaştım. Böylece SiVASLI – Efkarlı Metal Müzik Topluluğunun ( www.sivasli.net ) ilk somut örneği ortaya çıktı.

1“Efkarlı” kelimesini iki anlamda kullanmaktayım: Birincisi “acı, üzüntü, keder”ken diğeri düşüncenin çoğulu olan “fikirler” anlamıdır. Müziğimin metinsel içeriğinin başat kaynağı ilahi kitap Kuran-ı Kerim(Okunan) olurken konuları çok çeşitli ve geniştir.(bkz: tekilce) Ayrıca kişisel deneyimlerimle de harmanlamaktayım.

Topluluk ismini (SiVASLI) hem soyismimden almakta hem de konuların islami ve dini ağırlıklı olmasıyla ilişkin 1993’teki Sivas olaylarıyla anlamlanmaktadır. Bilinen bir gerçektir ki Sivaslılar çoğunlukla “yobaz” olarak yaftalanırlar. Bununla birlikte Sivas; tarih boyunca bağlamanın(sazın), müziğin, yaratganlığın merkezi olmuş, pek çok üretken müzisyenler, ozanlar, yazarlar, sanatçılar yetiştirmiştir.

İlerde efkarlı metal müziğin dünyada çoğalarak egemenleşmesi, duyulması, dinlenmesi, bağlamanın bir dünya çalgısı olması, türkçenin bir dünya dili olması, İslam’ın halkımızca ve dünyaca doğru algılanması amaçlarımdan birkaçıdır.

DÜNYA SAZI BAĞLAMA

İlk albüm, SiVASLI / KALEM albümü tüm müzik marketlerde ve dijital platformlarda…

[19 PUTTUR! 19’cuların PUTU…(19 PUTU) Rashad Khalifa PUTTUR!] 19 GÖSTERGESİ

TEKLİK SÖZÜ(Kelime-i tevhid):BAŞKA TANRI YOK!(La ilahe illALLAH!!!)

1Müddesir(Gizlenen) suresi 30. ayetteki (74:30) ifade Allah’ın 19 göstergesini(bkz: 19 mucizesi) özetlemekte ve vurgulamaktadır: “Üzerindedir on dokuz.” Bu önemli buluş 1974 yılında müslüman bir bilimadamı(Reşad Halife) tarafından bulunmuş ve tüm dünyada büyük bir ilgi uyandırmıştır. Kısaca Kuran’ın(Okunan) ispatlarıyla 19 sayısı üzerine Allah tarafından sistemlendiğini savlamakta ve bundan yola çıkarak kitabın üstün bir güç yani Allah tarafından yazıldığını, gönderildiğini ve korunduğunu anlatmaktadır.

Bismillah19 göstergesinin en önemli ispatını besmele yani “Bismillahirrahmanirrahim” üzerinde görmekteyiz. Bu ifade Kuran’ın(Okunan) biri hariç(Tevbe) her suresinin başında yer almaktadır. Dinimiz İslam’ın belki de en önemli tümcesidir ve bütün dünyada tüm müslümanların ortak sloganıdır. Arapçadır. Dört kelimeden oluşur. Türkçesi, “Bağışlayan, esirgeyen Allah’ın ismiyle.” dir. Besmele ve diğer sayısal özelliklerin 19 sayısıyla ilişkisinin bazılarını şöyle listeleyebiliriz:

  • Besmele 19 Arapça harften oluşur.
  • Besmele tüm Kuran’da 114 (19×6) defa yinelenir.
  • Kuran 114 (19×6) sureden oluşur.
  • Kuran’da, numarasız besmeleler dahil 6346(19×334) ayet vardır. bu sayının rakamları 6+3+4+6= 19 ‘dur.
  • Besmele’deki her kelimenin Kuran boyunca yineleme sayıları hep 19’un katlarıdır:
  • İsim 19 kere 19 x 1
  • Allah 2698 kere 19 x 142
  • Rahman 57 kere 19 x 3
  • Rahim 114 kere 19 x 6

1Bunlar Kuran’ın(Okunan) Allah’ın sözü olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır. İnananların inancını güçlendirir. Yadsıyanlar için bir sınavdır. Kendilerine kitap verilen hiristiyanlar, yahudiler ve inananların kuşkularını ortadan kaldırır. Böylece Allah dilediğini ya da dileyeni doğruya, gerçeğe ve kendi yoluna kılavuzlar.

19Allah bilendir, bilir, bildirir. Kitabın gerçek olduğunu, öldükten sonra diriltileceğimizi ayetleriyle, kanıtlarıyla gösterir, duyurur, ispatlar.

Tanık oldum ki Allah’tan başka tanrı yok.

(Tanıklaştım ki Allah’tan başka tanrı yok.)